Biyografisi


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Allah, efendimiz Muhammed’e, ailesine, ashabına, ihvanına ve hizbine salât ve selam eylesin

Müceddit İmam Abdüsselam Yasin’in (rahmetullahi aleyh) kısa hayatı

Doğumu ve Yetişmesi:

[1]Tam adı Yasin b. Muhammed b. Selam b. Abdullah b. İbrahim olan İmam Abdüsselam, 4 Rebiüssâni 1347/17 Eylül 1928 Pazartesi sabahı Merakeş’te doğdu ve aynı yerde büyüdü. Allame Muhtar es-Sûsî’nin kurduğu medresede Kur’an-ı Kerim’in hıfzını tamamlayıp Allame Sûsî’nin öğrencilerinden Arap dili ilimlerini okudu ve 12 yaşında şiir yazmaya başladı.

Eğitimi:

İmam Abdüsselam Karavîn Üniversitesine bağlı İbn Yusuf Enstitüsüne kaydoldu. Bir sınavı başarıyla geçerek orta öğretiminin Üç senesini atlayarak liseye eğitimine başladı ve dört yıl lise eğitimi aldı. Lise sonlarına doğru eline geçirdiği kitap ve dergilerle henüz 19 yaşına basmadan büyük bir arzu ve istekle yabancı dilleri öğrenmeye başladı.

Meslek Hayatı:

İmam Abdüsselam Yasin (Rahmetullahi aleyh) öğretmen atamaları sınavını başarıyla vererek Merakeş’ten ayrılıp Rabat’a yerleşti. Rabat’ta muhtelif çevrelerle tanışma ve ilişkiler kurma fırsatlarıyla dolu zengin bir ortam buldu, kişisel kabiliyet ve bilgilerini geliştirme fırsatı yakaladı. Daha sonra öğretmenlik mesleğine bir ilkokulda devam etmek üzere annesiyle birlikte elcedide şehrine taşındı. Orada da bilgi ve birikimini geliştirmeyi sürdürdü. Daha sonra birkaç sene gibi oldukça kısa bir sürede Rabat İslami Araştırmalar Enstitüsü Yüksek Lisans derslerini başarıyla tamamladı. Ardından çok geçmeden Merakeş’te Arap Dili ve Tercümesi hocalığı diplomasına sahip oldu. Üç yıllık Arapça hocalığının ardından ilköğretim müfettişliğine atandı.

Eğitim Bakanlığında öğretmenlik ve idari görevlerde bulunan İmam Abdüsselam Yasin, mesleki ve sosyal hayatında ilmi ve ahlaki üstünlükleriyle dikkatleri üzerine çeker, halk arasında geniş bilgi birikimi ve deneyiminin yanı sıra dürüstlüğü, adaleti ve hakkı haykırma cesaretiyle bilinirdi.

Manevi Aydınlanması:

Kırk yaşına yaklaştığı zaman kalbinde ilahi bir feyiz ve uyanış hissetmeye başlayan Abdüsselam Yasin, ruhi ikilemlerden geçerek hayat ve ölüm (mebde ve mead) üzerine tefekküre yoğunlaştı. Bir süre kendini ibadet, zikir, nefis terbiyesi ve Kur’ân okumaya verdi. Yaşadığı bu tecrübeyle Allah katındakini istemenin, yüce Allah’ın rızasını istemekten başka bir şey olduğunu fark etti. Sonra yıllarca yanından ayrılmayacağı Kadiri Budişişî? tarikatının lideri Şeyh Hacı Abbas b. Muhtar (Rahmetullahi aleyhi) ile karşılaştı. Altı sene bu zaviyesinin rahle-i tedrisinde kaldı. Sonra bu sûfî yöntemden ayrıldı. Din ile Devlet Arasında İslam (1972) ve İslam ve Gelecek (1973) adlı eserlerinde bizzat kendisinin ifade ettiği gibi, içindeki eğitim ile cihadı birleştirme eğilimi, bu sûfi yöntemi terk edişinin de temel sebebi oldu. Fas kralına yazdığı “Ya İslam Ya tufan” başlıklı meşhur mektubu (1974) Sûfi yaşantısı ile Nebevî yönteme dayanan hayatını birbirinden ayıran belirleyici çizgiyi oluşturdu.

Nasihat Mektubu:

Bahsi geçen nasihat mektubunda eski kral II. Hasan’ı tövbe edip İslam ve İslam şeriatına dönmeye davet ediyor, bu konuda eşsiz tarihi bir model olarak kendisine, halifeliğiyle İslam’ı ve Müslümanları şereflendiren Raşit Halife Ömer b. Abdülazizi’i (r.a.) öneriyor, ona, bir yöneticinin yüce Allah’a ve halkına karşı dürüst ve doğru sözlü olduğunu kanıtlaması için atması gereken adımları açıklıyordu.

Bu mektubu sebebiyle mahkemeye çıkarılmadan üç sene altı ay tutuklu kaldı. Tutukluluk süresinin bir kısmını Göğüs Hastalıkları Hastanesinde, ardından bir kısmını Deliler Hastanesinde geçirdi. Ancak ne tutuklanması ve ne de takip eden yıllarda yaşadığı sıkıntılar İmam Abdüsselam’ı hikmet ve güzel öğütle Allah’a davetten vazgeçirebildi. Bilakis davetine devam ederek bu uğurda elinden gelen çabayı gösterdi, genel ve özel herkese ulaşmaya çalıştı. Bu cümleden olarak Merakeş’de mescit dersleri verdi, el-Cemaat (Cemaat) dergisini çıkararak davet hareketini başlattı.

Cemaat Ailesinden Adalet ve İhsan Cemaatine:

İmam Abdüsselam Yasin Fas’da İslami çalışmaları tek çatı altında birleştirmek amacıyla tebliğ faaliyetleri sırasında etrafında toplanan belli sayıdaki ihvana liderlik etti. Fakat cemaati kurma yolunda kalkıştığı bu ilk teşebbüsünden, beklediği başarıyı alamadı. Sonra 1401 yılında (1981) yenilikçi ve gelişimci İslami çalışmalarına çatı oluşturacak çınarın bir parçasını temsilen Cemaat Ailesi’nin kuruluşunu ilan etmeye hazırlandı. Kendi Cemaatini kurmak ve kadın ve erkek mensupları iman, amel ve cihat değerleri, şiddeti reddeden barışçı ve alenilik ilkeleri üzerine yetiştirmek için büyük gayret sarf etti. İmam Abdüsselam’ın bu gayretleri boşa çıkmadı, aksine 1983 yılında “Hayır Cemaati (Cemiyeti)”nin kuruluşuyla taçlandı. 1987 yılından itibaren adalet ve ihsan ilkelerini parolası edinecek olan Cemaat, siyasi boyutu da bulunan bir davet cemiyetiydi. Hile ve savsaklama yöntemiyle iktidar aygıtlarının cemiyetin kuruluş dosyasını kabulde gösterdikleri keyfiliğe rağmen İmam Abdüsselam Yasin (rahmetullahi aleyh) bir grup davetçiyle beraber meri yasalar çerçevesinde bütün eğitim, teşekkül ve örgütlenme boyutları cemaatin yapılanmasını eksiksiz biçimde tamamlama çabalarını sürdürdü.

Hizmet faaliyetlerine devam eden Cemaat, zaman zaman bazı sarsıntılar ve sınavlarla karşı karşıya kaldı. Bunların en dikkat çekeni İmam Abdüsselam’ın (rahmetullahi aleyh) 27 Aralık 1983’de, Sabah gazetesinin ilk ve son sayısını çıkarmasının ardından sudan bahanelerle tutuklanmasıydı. Tutuklanmasının asıl sebebi, Cemaat dergisinin Ramazan 1402 / Temmuz 1982 tarihli 10. Sayısının başyazısını oluşturan, Fas kralının hicri 15. Yüzyıl dolayısıyla Arap devlet başkanları ve liderlerine gönderdiği mektubunu tenkit ettiği “Söz ve Eylem: İslam Ölçeğinde Kraliyet Mektubu” başlıklı geniş makalesiydi.

Kuşatma:

İmam Abdüsselam’ın (Rahmetullahi aleyh) 31 Aralık 1985’te le’luyum zindandan çıktıktan sonra eğitim, örgütlenme, medya ve siyaset gibi çok yönlü faaliyetlerine devam etti. Bu faaliyetleri Fas’ın siyasi karar mercilerini 30 Aralık 1989’da Sila şehrindeki evini kuşatıp evinden çıkmasını, misafirlerini ağırlamasını, ziyaretçileri ve sevenlerini kabul etmesini engelleyerek kendisini mecburi ikamete tabi tutmalarına sebep oldu. On yıldan fazla süren mecburi ikamet süresini ibadet, oruç, zikir, tazarru, dua, okuma ve telifle geçirdi. Bu sürecin sonunda yaşanan en dikkat çekici olayın, Mürşit İmamın 28 Ocak 2000’de “İlgililere Muhtıra” başlığıyla kral VI. Muhammed’e gönderdiği açık mektubu olduğu söylenebilir. Mektubunda kralı, aziz ve celil olan Allah’tan korkmaya, babasının iktidarı boyunca yapılan hukuksuzluklar ve mağduriyetleri gidermeye, hakları iade etmeye teşvik etti, “Ya İslam ya Tufan” adlı önceki mektubundaki nasihatini, yani, abidevi adalet modeli Efendimiz Ömer b. Abdülaziz’i (r.a.) örnek alma nasihatini yineledi.

Davet Faaliyetlerine Kaldığı Yerden Devam Etmesi:

İmam Abdüsselam Yasin’in Fas’taki mecburi ikameti 2000 yılının Mayıs ortalarında kaldırıldı. Ertesi gün ulusal ve uluslararası medyanın önünde bir basın toplantısı düzenleyen İmam, adalet ve ihsan davasında kendisini destekleyen insan hakları örgütlerine Arapça ve Fransızca dilleriyle teşekkür etti, gazetecilerle irtibat kurdu.

Devam eden haftalarda Fas içinden ve dışından önde gelen fikir, ilim ve siyaset adamlarından, İslami Hareketlerin lider kadrolarından ziyaret talepleri ve mektuplar alan Abdüsselam Yasin’in (rahmetullahi aleyh) günlerce ziyaretine gelenler eksik olmadı, Fas’ın değişik şehirlerinden genç, yaşlı, kadın, erkek, adalet ve ihsan cemaati mensupları ve Fas halkı içinden binlerce kişi ve heyet onu ziyaret ettiler.

Daha sonra Fas’ın kuzeyi ve güneyinde, doğusu ve batısında muhtelif şehirleri kapsayan bir geziye çıkan Abdüsselam Yasin, haftalarca süren ziyaretleri sırasında Adalet ve İhsan Cemaati üyeleriyle kendi bölgeleri ve yörelerinde görüşme fırsatı yakaladı, Fas halkının farklı kesimleriyle aleni görüşmeler yapabildi. Mecburi ikametin kaldırılmasından bir sene sonra aynı geziyi bir kere daha gerçekleştirdi.

Her Pazar günü yapılan ve internet üzerinden canlı olarak yayınlanan, ayrıca erkek ve kadın müminlerin gayretleriyle sair eğitim, davet, iletişim, siyaset ve ilim çevrelerinde de titizlikle izlenen toplantılara İmam Abdüsselam Yasin’in katılımı güçlü ve etkili bir şekilde damgasını vurdu.

Vefatı:

Allah rızası uğruna tüketilen ve cihat, ilim, terbiye ve davet faaliyetleriyle dopdolu geçen başarılı ve aydınlık bir hayatın ardından İmam Abdüsselam, 28 Muharrem 1434/13 Aralık 2012’de Perşembe sabahı ruhunu yüce yaratıcısına teslim etti. Allah’a hamdolsun ki dünyanın farklı bölgelerinde binlerce erkek ve kadın müminin Adalet ve İhsan Cemaatine ve medresesine katılmaları, dopdolu geçen bu ömrün en önemli meyvelerindendir.

Vasiyeti:

Müceddid İmam Abdüsselam Yasin (rahmetullahi aleyh) Adalet ve İhsan Cemaati mensuplarına ve Resulullah’ın (s.a.s.) tüm ümmetine, vasiyetini nesir ve şiir tarzında yazılı ve sözlü olarak bıraktı. 25 Zilhicce 1422’de Pazar gecesi kaleme aldığı vasiyeti, 29 Muharrem 1434’de Rabat’taki evinde düzenlenen anma töreninde okundu.

Sonra geniş bir coğrafyada basılıp dağıtıldı.

İlmi Eserleri:

İmam Abdüsselam Yasin[2] hayatının bütün aşamalarında; evinde, hapishane hayatında, ikamet ve yolculukları sırasında geçirdiği ömrü süresince ilmi çeşitli kaynaklarından tahsil etmeye ve o güne kadar yazılan eserleri ve kitapları mütalaa etmeye büyük arzu ve istek duyardı.

Telif hayatına eğitim ve öğretimle ilgili alanlarda eserler yazmakla başlayan Mürşit İmam, önce 1963’te “Müzekkirat fi’t-Terbiye (Eğitime Dair Notlar), en-Nusûsü’t-terbeviyye (Eğitime Dair Metinler) isimli eserlerini kaleme aldı. Sonra ilim ve davet alanlarında yazmaya başladı ve bu alanda önce Nebevi yöntem projesinin esaslarını ve paradigmalarını belirlediği el-İslam beyne’d-dave ve’d-devle (İslam davet ve devlet arasında) (1972), el-İslam ğaden(İslam yarındır) (1973) adlı eserlerini kaleme aldı. İmam Abdüsselam Yasin’in Nebevi Yöntem projesi, ferdi dinin İslam, iman ve ihsan basamaklarında yükselterek arınmayı, aynı zamanda ümmetin iman, ilim ve cihat potansiyellerini birleştirip Allah Resulü’nün (s.a.s.) müjdelediği Nebevi Yöntem üzerine kurulan ikinci Hilafet düzeninin ufuklarına doğru yönlendirmeyi amaçlayan yenilikçi ve içtihat temelli bir projedir.

Bu alanda kaleme aldığı kitapların en önemlisi, Nebevî Yöntem projesi için kapsamlı bir eğitim, örgütlenme ve siyasi tasavvur sunan el-Minhacü’n-Nebevi: Terbiyeten, tanzimen ve zahfen (Nebevi yöntem terbiye ogranize etmek ve ilerlemek) (1982) adlı eseridir. Eserde, Kur’an-ı Kerim ve Nebevi Sünnet’i esas alarak fitne zamanlarında İslami faaliyetlerin hedeflerini ve vasıtalarını belirlemektedir. Sonra ardından gelen otuzu aşkın ilmi, fikri ve terbiyevi eser ve risaleleriyle Nebevî yöntem projesinin, adalet, ihsan, demokrasi, şura, insan hakları, modernizm, fıkıh, tarih, kadın sorunları, iktisat vb. gibi eğitim, fikir, siyaset ve sosyal alanlara dair temel meselelerine yaklaşımının detaylarını verir. Bu kitapların en önemlileri Nazarat fi’l-fıkh ve’t-tarih (fıkıh ve tarihte bakışlar) (1989), Tenvirü’l-Müminat 1-2 (kadın müminlerin aydınlatması 1-2) (1996), el-İhsan 1-2(İhsan 1-2) , el-Adl: el-İslamiyyûn ve’l-hükm (Adalet: İslamcılar ve yargı) (2000) adlı eserleridir.

Diğer yandan proje, sadece davanın teorik temellerini belirleyen eserler düzeyinde kalmamış, bilakis bunun uygulamaya indirgenip yayılması ve insanların buna göre eğitilmesi için de büyük gayret gösterilmiştir. Bugünkü Fas’ta en büyük İslami cemaat ve ilk siyasi gücü kabul edilen Adalet ve İhsan Cemaatinin kurulması, bu gayretlerin meyvesidir. Daha sonra İmam Abdüsselam Yasin’in davası ve Nebevi yönteme dayanan içtihat anlayışı, Adalet ve İhsan mektebi adıyla hızla dünyanın bir çok ülkesinde yayılıp tanınmıştır.

[1] İmam abdüsselam yasin2in hayatı hakkında geniş bilgi için bkz. yassine.net
[2] Abdüsselam’ın ilmi eserlerinin ve mektuplarının çoğu siraj.net sitesinde yayınlanmıştır.